Grup 84
• ARİF ERDEM OCAK
2005
yılında çıkardıkları Seksendört isimli albümleriyle, dikkatleri üzerine
toplayan ve büyük bir dinleyici kitlesine ulaşmayı başaran Seksendört'
ün yeni albümü K.G.B. Pasaj müzik etiketiyle raflardaki yerini aldı. Ölürüm
Hasretinle isimli parçalarıyla, Türkiye' deki rock müzik platformunda
yeni bir kapı açan grup, internetin müziğe katkısı ve zararlarıyla
ilgili çalışmalara hız verilmesinde büyük bir rol oynadı. Müzik
piyasaları sözlüğüne "internet efsanesi" tanımının girişinde ön ayak
olmalarının yanı sıra, bestelerinde yer alan Doğu tınılarıyla
dikkatleri büyük ölçüde üzerilerine çektiler. K.G.B.
albümünün kayıtları da, ilk albümde olduğu gibi yine grubun kendisine
ait. 11 parçadan oluşan albümün çıkış parçası "Azap" olarak belirlendi.
Aynı zamanda ilk klip parçası olan "Azap" ın prodüktörlüğü, albümün mix
ve masteringinide yapan Çağlar Türkmen' e ait. Tüm
söz ve müziklerin Seksendört' e ait olduğu K.G.B. albümünde yer alan
parçalar : Olmuyor, Yüzün var mı, Miyim, Ses tiryakisi, Rol yapma, Dört
duvar, K.G.B, Kara gözlüm, Gecelik aşk, Azap ve Belki. K.G.B.
ilk albümle karşılaştırıldığında daha enerjik oluşu ilk dikkat çeken
nokta. Farklı söylemleri de içerisinde barındıran albümün
klasikleşebilecekleri arasında Azap, Kara gözlüm ve Yüzün var mı
bulunuyor. Gecelik aşk ve Miyim grubun aşka olan inancını sorgular
nitelikte. Albüme ismini veren K.G.B, şarkı içerisindeki bir cümlenin
kısaltmasından geliyor. Bu parçada alışık olduğumuz Seksendört tınısını
duymak mümkün.Olmuyor kendilerine yaptıkları ilk parça. İlk
dinlendiğinde bitmiş bir aşkın şarkısı zannedilsede, albüm sonrası
yaşanılan bazı zor dönemleri anlatıyor. Seksendört
1980 yılında Giresun'da doğdu. Müzik hayatına gitarı olmadığı için
ablasının udunu çalarak başladı. 1992 yılından itibaren iki yıl boyunca
yoğun bir klasik gitar eğitimi aldı. Hemen akabinde elektro gitara
geçiş yaparak lise yıllarında Ankaralı birçok grupta gitarist olarak
yer aldı. 1999 yılında Serter ile beraber SEKSENDÖRT' ün temellerini
attılar. Kuruluşundan beri grupta elektro gitar çalıp geri vokal
yapmaktadır.Halen Anadolu Üni. Kamu Yön. 2. sınıf öğrencisi olan Erdem
yakın tarihte müzikoloji ya da caz gitar eğitimi almak istemektedir.
Çok geniş bir yelpazede müzik dinleyen Erdem, grubun melodik alt
yapısının oluşmasında büyük bir rol oynamaktadır. Grubun diğer
elemanları gibi sıkı bir Pearl Jam haranı olmakla beraber elektronik
müzik ve fusion a da büyük ilgi duymaktadır.
Tecrübe:
1992-1993 Klasik gitar eğitimi (Avni Bacınoğlu)
1992- Elektro gitar çalıyor.
1999- 84 ile çalmaktadır.
Kişisel;
1999 yılından beri grupta elektro gitar çalmakta ve geri vokal yapmaktadır.
• TUNA VELİBAŞOĞLU
Tuna 1981 yılında Ankara’da doğdu. Müzik eğitimine 11 yaşında org
dersleri alarak başladı. 1995 yılında gitar çalmaya başlayarak Ankaralı
amatör gruplarda solistlik yaptı. Serter ile çocukluk arkadaşı olan
Tuna, 1999 yılında yine onun teklifiyle SEKSENDÖRT e katıldı.İki yıl
işletme eğitimi aldıktan sonra, halen okumakta olduğu Ank. Üni. Dev.
Kons. Opera / Koro bölümüne girdi. Burada Operanın önde gelen
isimlerinden (Hülya Kazan, Selva Erdener, Tuncer Tercan, Arda Aktar,
Ferda Türkoğlu) şan eğitimi aldı.2002 yılında kayıt ve düzenleme
teknikleri eğitimi alarak, müzik yapım aşamalarıyla ilgili
çalışmalarına başladı.2004 yılında Ankara’da albümlerinin de kayıt
edildiği Studio Ç.S.M nin başına geçti ve burada bir çok Ankaralı grup
ve sanatçının prodüksiyonların da yer aldı.Yaptığı işin gereği olarak
çok fazla tarzda müzik dinleyen Tuna, tam bir Türk Sanat Müziği
fanatiği. Bu yüzden albümdeki sözleri yazarken çok fazla zorlanmadığını
söylüyor. Bunların yanı sıra gruptaki en ağır Pearl Jam hayranı.
Tecrübe;
1990 yılında klavye çalarak müziğe başlamıştır.
3 sene süresince Devlet Operasının önde gelen hocalarından
Hülya KAZAN, Tuncer TERCAN, Selva ERDENEZ, Ferda TÜRKOĞLU- şan dersi almıştır.
1992 - Elektro gitar çalmakta
1999 - 84 ile çalmaktadır.
Kişisel;
1981 doğumlu olup kuruluşundan beri grupta vokal yapmakta olup gitar çalmaktadır.
• OKAN ÖZEN
1984 yılında Merzifon’da doğdu. Müzik hayatına abisinin teşvikiyle
11 yaşında gitar çalarak başladı. Lise yıllarında çeşitli gruplarda
gitaristlik ve davulculuk yapan Okan, 2002 yılında sınıf arkadaşı olan
Tuna'nın teklifiyle SEKSENDÖRT'e dahil oldu ve grup son halini aldı.
Aynı zamanda bu tarih iyi bir gitarist olan Okan'ın bas gitar
kariyerine başladığı tarihtir. Halen Eğitimini sürdürmekte olduğu Ank.
Üni. Dev. Kons. Opera / Koro bölümünde şan eğitiminin yanı sıra piyano
alanında da gelişim kaydetti. Tuna ile beraber müzik yapım
teknolojilerine merak salarak albüm kayıtlarında büyük rol oynadı.
Eskiden virtiözite ağırlıklı müziklere ilgi duyan Okan, SEKSENDÖRT'e
girişi ve düzenleme çalışmalarına başlamasıyla beraber Türkçe müziğede
ayrı bir ilgi duymaya ve dinlemeye başladı. Az konuşmasıyla dikkat
çeken Okan hakkında, grup arkadaşları; "az konuşur çok iş yapar"
yorumunda bulunuyorlar ve grubun en iyi gitaristi olduğunu da
ekliyorlar.
Tecrübe:
1994 yılında gitar çalarak müziğe başlamıştır.
2001-2002 arası Mersin Operası
Şan dersi Hocası Murat Göksu'dan Şan dersleri
2002-2004 arası Ankara Operası
Şan dersi Hocası Şenol Talınlı'dan Şan dersleri
Kişisel;
1984 doğumlu olup, grupta bas gitar çalıp geri vokal yapmaktadır
• SERTER KARADENİZ
1982 Ankara doğumlu olan Serter, 1993 senesinde bağlama çalarak
müziğe başladı. Daha sonraları bağlamayı bırakarak, elektro gitar
çalmaya karar verdi. 1998 yılında kısa soluklu gitaristlik yaptıktan
sonra Erdem ile beraber başka bir projede yer aldı ve davul çalmaya
başladı. Bu proje aslında SEKSENDÖRT ün temellerini oluşturdu ve
Serter, Tuna' yı da gruba davet ederek, grubun kurucularından
oldu.İlköğretim ve lise eğitimini Ankara’da ki devlet okullarında
tamamladıktan sonra, 1999 senesinde Ankara Üniversite Ziraat Fakültesi
Hayvansal Üretim Lisans programını kazandı. 6 senelik eğitiminden sonra
2005 senesinde ziraat mühendisi ( zooteknist ) olan Serter, yüksek
lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi M.İ.A.M. da yapmak istiyor.İyi
olan her şeyi dinlemeye çalışan Serter de diğer grup elemanları gibi
Pearl Jam fanatiği. Bunun dışında İngiliz soundlarını ve trip-hop
ağırlıklı müzikleri dinlemekten çok zevk almakta.
Tecrübe:
1994 yılında gitar çalarak müziğe başlamıştır.
1998 yılında Ankaranın ünlü bateri hocalarından dersler alarak bateri çalmaya başlamıştır.
Kişisel;
1982 doğumlu olup kuruluşundan beri grupta bateri çalmaktadır.
"Seksendört" Ankaralı 4 gençten kurulu.
Grupta Tuna solist ve gitar, Okan bas gitar, Erdem gitar, Serter ise davul çalıyor.
Grubun yaklaşık 10 yıllık bir geçmişi var. En son Okan’ın da katılımı ile son halini 4 yıl önce aldı.
Grubun yaş ortalaması 23.
"Seksendört" kurulduğu günden bu yana özellikle üniversitelerde
500'e yakın konser vererek Cem Karaca, Moğollar gibi türk rock
müziğinin kilometre taşları ile aynı sahneyi paylaştılar. Grup,
sahnedeki ilk yıllarında İngilizce cover ve bestelerini çaldı.
Sonrasında ise türkçe coverlar ve sanat müziğindeki önemli şarkıları
yorumladı. Grup ilk kurulduğu yıllarda adı " Sex and dirt " dü.. daha
sonra türkçe müziğe geçtikleri için kelime oyunu yaparak adLarını
seksendört olarak değiştirdi.
2001 yılında “Değiştir Kendini” isimli ilk Türkçe bestelerini yaptılar.
2003 yılında “Ölürüm Hasretinle” yi bestelediler.
Yaklaşık 1 yıldır ilk albümlerinin hazırlıkları için Ankara'da
çalışan grubun çıkış parçası olan " Ölürüm Hasretinle" ilk demo
kayıtlardan sonra internet ortamında yayılmaya başladı.
Özellikle şarkının sözleri nedeniyle insanlar grup hakkında bir çok
hikaye üretmeye ve bu hikayeleri açtıkları forumlar yoluyla internette
yayınlamaya başladı.
Çeşitli internet sitelerindeki forumlardaki yorumların sayısı şu anda yaklaşık 3000 adet.
Ulusal ve yerel birçok radyo, internetteki bu haberleşme ve gelen
istekler nedeniyle yayın politikalarını değiştirerek demo halindeki
"Ölürüm Hasretinle" yi yayınlamaya başladılar. 2005 Aralık’ın ilk
haftası Pasaj Müzik tarafından radyolara dağıtılan albüm versiyonu ile
şarkının stüdyo kaydı radyo dinleyicileriyle buluştu.
“Seksendört”ün kendisiyle aynı taşıyan ilk albümlerinde yer alan 10 şarkının söz ve besteleri kendilerine ait.
Pasaj Müzik ile yolları kesişen “seksendört”ün ilk albümü 07 Aralık 2005 Çarşamba günü müzik marketlerdeki yerini aldı.![]()
Gitar : A. Erdem Ocak
Bas Gitar : Okan Özen
Davul : Serter Karadeniz
kaynak:http://www.seksendort.com.tr/seksendort.html
resimler

GRUP 84 SEKSENDÖRT - K.G.B [Orjinal Klip]
K.G.B - Kimseler Görmesin Bilmesin
Kimseler görmesin kimseler bilmesin
Benimle yaşasın ölsün bu sevda
Hiç bir şey yapmadan
Ah zamana bıraktın çünkü biz hep yarım kaldık bir masal gibi
Of olmuyor bir türlü başlamıyor sen olamazsan şu kalbim
Kimseye boyun eğmiyor beğenmiyor
Kimseler görmesin kimseler bilmesin benimle yaşasın ölsün bu sevda
Dur durak bilmeden yaşlarım dinmeden benimle yaşasın ölsün bu sevda
Koşulsuz sevmedin tutarsız dinledin beni bir çocuk gibi
Ah uzaktan yön verip tenimden sakındın beni yabancı gibi
Af olmuyor bir türlü başlamıyor sen olamazsan şu kalbim
Kimseye boyun eğmiyor beğenmiyor
Kimseler görmesin kimseler bilmesin benimle yaşasın ölsün bu sevda
Dur durak bilmeden yaşlarım dinmeden benimle yaşasın ölsün bu sevda
Fly leaf
Flyleaf Teksas Belton’dan bir alternatif metal grubudur. Grup önceleri birçok değişik isimle sahne aldı (Listen, Sporos, The Grove, ve Passerby gibi). Passerby ismiyle grup Teksas’da oldukça büyük ses getirdi ama bazı yasalar doğrultusunda grup ismi Flyleaf olarak son halini aldı. Ailesiyle yaşadığı sorunlardan şarkı sözü yazarak kurtulmaya çalışan Lacey Mosley,
albümdeki tüm şarkıların yazarı ve bestecisi. Yaptıkları şarkılar ve
yazdıkları sözleri "güzel,kırıcı ve agresif" olarak tanımlıyor. "Flyleaf" adını taşıyan ilk albümlerini 2005'te yayınlayıp büyük
ilgi gören grup, "Fully Alive", "Breathe Today" ve "I'm so Sick"
şarkılarına klip çekti. Devamıı.. Grubun vokalisti Lacey Mosley, Teksas eyaletinde 6 çocuklu fakir bir
ailede dünyaya geldi. Zor bir çocukluk dönemi geçiren Lacey o günleri,
"Uyuşturucuyu ilk kez denediğimde 10 yaşındaydım. Bunun yanlış olduğuna
dair düşüncelerim vardı, yani bir şekilde yanlış bir iş yaptığımı
biliyordum. Bu yüzden de uyuşturucu kullandığımı okuldaki arkadaşlarıma
söylemedim. 13 yaşıma geldiğimdeyse, benim gibi uyuşturucu kullanan
insanlarla tanıştım ve olan oldu. Gittikçe dibe batmıştım. Kim olduğumu
anlamaya çalışıyordum. Bana ailemi veya evde yaşananları unutturan ne
varsa benim için muhteşemdi" sözleriyle anlatıyor. 14 yaşında bir bas gitar edinen Lacey, Green Day ve Nirvana
şarkıları çalmaya başladı. 16 yaşına geldiğinde annesiyle arasında
yaşanan kavganın boyutu öyle bir hal almıştı ki, Lacey evi terkedip
Mississippi'ye gitmek ve orada büyük annesiyle yaşamak zorunda kaldı.
Gulfport lisesine devam ederken müzikle uğraşmayı kesmeyen Lacey,
okuldaki bir grubun bas gitarist aradığını duydu ve denemelerden sonra
gruba girmeyi başardı. Bu grupta bas çalmakla yetinmedi ve bir süre
sonra şarkı söylemeye, gitar çalmaya ve şarkı yazmaya başladı.
Lacey'nin söyleyecek çok fazla şeyi vardı ve ortaya çıkan şey çoğu
zaman sonu ölüm ve ateizme varan derin ve karanlık imalar taşıyordu. Bu
durum, grup üyeleri arasında gerginliğe yol açtı, çünkü kimse bu işi
Lacey kadar ciddiye almıyordu. Annesinin evindeki fakirlik dolu
yaşamının ardından büyük annesinin zenginlik ve ihtişamı barındıran
evine adım atmış, bu sayede iki ucu da ruhuna sindirmişti. Biraz parası
olsun isterken kendisini zenginlik içinde bulunca "bu muymuş?, bu kadar
mı yani?" diye düşündü. "Hayatın bana verebilecekleri bu kadar mı yani?
Eğer öyleyse bu durumdan memnun değilim", diye düşündü. 16 yaşında
kendisini her şeyin sonuna gelmiş hissediyor, intihar etmek istiyordu.
Bir gün geçirdiği sinir krizinin ardından saçını kesti. Buna sinirlenip
deliye dönen büyük annesi onu zorla kiliseye götürmeye başladı. Başta
oraya büyük annesini susturmak için giden Lacey, papaz yardımcısıyla
arasında geçen bir konuşmadan sonra ruhuna bir kamçı yedi. Lacey, o
günden sonra yaşamına inançlı bir insan olarak devam etti. Kısa süren bir evliliğin ardından Teksas'a geri dönen Lacey, orada
davulcu James Culpepper ile tanıştı. James, Lacey'nin şarkılarından
etkilendi ve parçalara uygun ritmler üzerinde çalışmaya başladı. İşte
konumuz olan Teksaslı alternatif metal grubu Flyleaf, 2000 senesinde
Lacey Mosley ve James Culpepper tarafından kuruldu. Birlikte müzik
yapmaktan o kadar zevk alıyorlardı ki, Lacey için müzik yapmak
hayatının en büyük amacı olmuştu. Jared Hartmann, Sameer Bhattacharya
ve Pat Seals'in de katılımıyla son halini alan topluluk, "Passerby"
ismiyle müzik piyasasına giriş yaptı. Runt Entertainment çatısı altında
3 ep yayımlayıp 100'den fazla konser veren Passerby üyeleri, RCA'nın
daveti üzerine gittikleri New York'ta sergiledikleri performansa
gizlice çağrılan Octone Records'dan albüm teklifi aldılar. 2004 yılında
Seattle' gidip Rick Parasher'la birlikte bir ep kaydeden müzisyenler;
Breaking Benjamin, Staind ve 3 Doors Down ile birlikte turlayarak kendi
isimlerini taşıyan bu ep'yi izleyicilere tanıttılar. Turne sonrası
piyasaya sürülen ep'yi grubun ilk resmi single'ı "Breathe Today" ve ona
çekilen video klip izledi. 2005 senesinde Howard Benson'la ilk stüdyo albümlerini kaydeden
grup, bu albümü "Flyleaf" ismiyle piyasaya sürdü. Bu albümden çıkan ilk
single'lar "I'm so Sick", "Fully Alive" ve "All Around Me" parçalarına
seçildi. 2006'da plak şirketini değiştiren grup, Family Values Tour'un
ana sahnesinde performans sergiledi. 2006'da Disturbed, Stone Sour ve
Nonpoint gruplarıyla Music As A Weapond III Tour'da yer alan Flyleaf,
sadece bu turnede satışta sunulmak üzere "Music As A Weapon" adında
özel bir ep hazırladı. "Much Like Falling", "Justice And Mercy" ve
"Christmas Song" gibi daha önceden yayımlanmamış şarkıların yanında
"Fully Alive"ın akustik versiyonunu da içeren bu ep'nin gelirlerinin
bir kısmı dini bir kuruluş olan "World Vision"a bağışlandı. 2007'de Three Days Grace ile birlikte Avustralya turnesine çıkan
grup; Stone Sour ve Forever Never ile birlikte Avrupa'da konserler
verdi. Artık hit haline gelmiş olan "I'm So Sick" parçasına aynı sene
vizyona giren Live Free or Die Hard filminde yer verildi. "I'm So Sick"
parçası ise Resident Evil:Extinction'da yer aldı. 2007'de ilk
albümlerinin yeni versiyonunu ve "Much Like Falling" isimli ep'yi
internetten satışa çıkaran topluluk, ep'de Supernatural'ın akustik
versiyonuyla "Tina" ve "Justice and Mercy" parçalarına yer verdi. 2008'de Bitch We Have a Problem turnesinde Korn'a eşlik edecek olan Flyleaf, yeni albüm üzerinde çalışıyor.


Grubun diğer Elemanları [değiştir]
Komik Tolga Çevik
Tolga Çevik, (d. 12 Mayıs 1974, İstanbul), Türk tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu. Avrupa Yakası adlı dizide Sacit Kral karakterini oynamaktadır. Ayrıca Komedi Dükkanı adlı komedi programında da oynamaktadır. BKM oyuncusu olan Çevik, genellikle BKM yapımı film, dizi ve oyunlarda rol alır. Topluluğun Bana Bir Şeyhler Oluyor oyunu dışında, Yeditepe Oyuncuları'nın Kelebekler Özgürdür oyununda rol aldı. Cem Yılmaz'ın kardeşi Özge Yılmaz ile evlidir. Bir kız ve bir erkek çocuk babasıdır.
<****** type="text/**********">
//
******>
Konu başlıkları
[gizle] Filmografi [değiştir]
Filmleri [değiştir]
Televizyon dizileri [değiştir]
Aldığı ödüller [değiştir]



![]()
Athena
Athena, Yunan mitolojisinde akıl, sanat, strateji, barış ve savaşın tanrıçası. Roma mitolojisinde Minerva diye anılır. Babası Tanrıların başı Zeus, annesi ise Zeus'un ilk karısı olan Hikmet Tanrıçası Metis' tir. Sembolleri, kalkan, mızrak, zeytin dalı ve baykuştur. Mızrak savaşı, zeytin dalı barışı, baykuş da bilgeliği temsil eder. Athena, Atina
kentinin baş tanrıçası ve koruyucusudur, kent ismini de ondan almıştır.
Athena ve sembolize ettiği karekterler birçok kültürde benzer formlarda
bulunur. Athena ayrıca Troya savaşında Akhaların yardımına koşup tahta atın yapılmasına yardım etmiştir. Athena özel bir kalkan taşır. Bu kalkan Aegis olarak isimlendirilmiştir. Kalkanın üzerinde, değişik süslemelerle birlikte medusa'nın başının resmi bulunur. Bu kalkanın önünde en güçlü ordular bile bozguna uğrar. Temel özellikleri kentle ilgili olan Athena birçok bakımdan Kır Tanrıçası Artemis'in karşıtıdır. Athena'nın Yunan uygarlığı öncesinden gelen bir tanrıça olduğu ve daha sonra Yunanlılarca benimsendiği sanılır. Ama Yunan ekonomisi, Minos
uygarlığından farklı olarak önemli ölçüde askerî temele dayandığı için,
Athena başlangıçtaki evcil işlevlerini korumakla birlikte giderek bir
Savaş Tanrıçası'na dönüşmüştür. Yunan mitolojisindeki en garip doğumlardan biri Athena'nınkidir. Zeus, babası Kronos gibi çocuklarından birinin isyanı ile tahtından olacağı korkusuna kapılıp ilk karısı olan Metis'i yutar. Karısını yuttuktan sonra korkunç baş ağrıları çeken Zeus bir gün yanına Hephaistos'u
çağırır. Zeus Hephaistos'a, en güçlü balyozunu alıp gelmesini ister.
Hephaistos bir koşu tanrıların tanrısının isteğini yerine getirir.
"Şimdi de en güçlü vuruşunu kafama göm!" der Zeus. Yıldırımların
efendisinin bu isteğinden çekinir ateş tanrısı. Daha önce Zeus'un
nefretini acı bir tecrübeyle tatmıştır çünkü, kafama neden vurdun
diyerek nefret kusmasından korkar. Zeus, demirci tanrısının kafasına
vurması için tehditler yağdırır. Ne yapacağını şaşıran Hephaistos
korkuyla karışık tüm gücünü kullanarak balyozuyla Zeus'un kafasına
vurur. İşte o anda Athena miğferi ve zırhı ile tam takım babasının
başından fırlar. Atina şehri yeni kurulmaktadır ve şehrin tanrısı kim olacağı söz konusu olur. Bütün Olimpos tanrıları bir araya gelirler. Çeşitli yarışmalar sonucunda iki tanrı kalır. Bu iki tanrı Poseidon ile Athenadır.
Jüri tanrılar bu şehre en büyük hediyeyi verecek olanı şehrin tanrısı
seçeceklerini belirtirler. İlk olarak kendinden emin Poseidon öne
çıkar. Üç başlı mızrağını yere vurur ve yer yarılarak bir at ortaya
çıkar. Poseidon atı herkese göstererek "Bu evcil bir attır, insanı
yorulmadan istediği her yere götürür, onun yüklerini taşır." der. Bütün
tanrılar büyülenmiştir bu hayvan karşısında. Athena ise küçük bir
gülücük atar ve ünlü mızrağını yere saplar. Mızrağın saplandığı yerden
bir filiz çıkar ve büyür büyür çok güzel bir zeytin ağacı olur. "Bu da
zeytin ağacıdır. Meyvesi olan zeytinin saymakla bitmeyen özellikleri
vardır. Zeytini insanlar yiyebilirler, yemeklerine katabilirler. Yağını
yapıp, yakarlar, geceleri aydınlatırlar. Yemeklere dökerler, çok güzel
lezzetler elde ederler. Aynı zamanda bozulmaz, ve bozulmasını
istemedikleri yiyecekleri saklarlar. Ve böyle faydaları daha da
sayılabilir." der zeki tanrıça. Bütün tanrılar bakakalmıştır bu ağaca.
Hepsi tebrik eder Athena'yı, artık şehir ona aittir. Şehrin ismine de Atina
denecektir bundan sonra. Poseidon ise, belki de bir tanrıçaya
yenilmekten, tüm siniriyle üç başlı mızrağını dağa fırlatır. Dağa
saplanır mızrak, hala mızrağın izinin orda olduğu söylenir. Ayrıca
Athena'nın o meşhur ağacının da Atina'daki akropoliste portikonun yanında duran zeytin ağacı olduğuna inanılır.

Athena'nın doğumu [değiştir]
Atina Şehrinin Kuruluşu [değiştir]
MASSIVE ATTACK
MASSIVE ATTACK Daha elektronik müzik filizlenmemişken, Massive Attack; trip hop'ı
gümüş tepsiyle sundu. Müzik severler müzik adına yapılabilecek herşeyin
yapıldığını düşünürken Massive Attack'in "Blue Lines" albümü çıka
geldi... Electronic tınılar içermesine rağmen bunun adını koyamadık, ve
anladıkki bu Massive Attack tarzıydı. Bunu hiç değiştirmediler, bunun
için Massive Attack denince "Çok farklı hep aynı" dedik. Massive Attack, 1980’lerin ortasında iyi bir şöhrete sahip olan “The
Wild Bunch”in sona erdirilmesiyle “The Wild Bunch” üyeleri tarafından
kurulmuş bir gruptur… Politik ve gündemi takip eden duruşlarını müzikleriyle harmanlayan
Massive Attack; sürekli konuk sanatçılarla çalışmalarını sürdürerek
kolektif anlayışlarının altını çizmiştir. Yaptıkları hiçbir albüm
itibarlarını zedelemedi. Hatta, onları hep bir adım daha öteye taşıdı.
Müzikal zıtlıkları olan tınıları ve etkilendikleri her şeyi mükemmel
bir ölçüyle sunabilme özellikleri onları yepyeni bir türün yaratıcısı
yaptı. (trip hop)!.. Dub groove’ları, funky parçaları, hip hop
esansları ve ilginç sample’larıyla Massive Attack’in müziği, kişiyi
farklı bir yoldan seyehate çıkaran, karanlık ve sinematik bir nitelik
taşır. Bu özelliği yüzünden olsa gerek; kendisinden sonra gelen
Portishead, Sneaker Pimps, Beth Orton ve hatta Tricky gibi trip hop
denince akla gelen isimlere kaynak olmuştur. “Mezzanine” albümün tanıtım turnesi sırasında Mushroom’un gruptan
ayrılma kararı almasıyla iki kişiye düşen Massive Attack, daha sonra
Daddy G’nin de part time’a geçmesiyle tek kişi kaldı. Elektronik müziğin bir bütün olarak temel ilham kaynağını oluşturan
modern şehirler ve onların hayalet ruhları, kültür kalabalıkların
karakterlerini yansıttıkları mükemmel bir kompozisyon olarak
görülebilir. Mimarisi, iklimi, bitki örtüsü, din, dil ve
alışkanlıkları, bu portedeki notalardan sadece belli başlıları.
Şehirler, Massive Attack’e de en büyük ilhamı veren şeylerin başında
geliyor. Spesifik olarak da memleketleri Bristol tabii. Her şehrin
kendine ait bir karakteri olduğu gibi, kendine ait bir sesi var. Ve
Bristol Sound’u denen şeyin bayrağını taşıyan da Massive Attack’tir. Bu
karakterli olma durumu müzik dünyası içinde çok saygı gören bir
özellik. Massive Attack de müzikal anlamda ne kadar değişir ve ne kadar
farklı yerlere kök salarsa salsın, kendi karakterinden asla ödün
vermiyor. Çünkü her ne kadar trip hop denen şeyi icat ettiyse de, artık
onları anlatırken bu gibi sınıflandırmalarla cebelleşmek zorunda
değiliz. Sadece Massive Attack demek yeterli. Çünkü trip hop’ın
tanımında Massive Attack var ve bu tarz Massive Attack tarzıdır.
Yineliyelim “Çok farklı hep aynı” 3D (Robert del Naja) 11 haftasını, senaryosunu Luc Besson’ın yazdığı
ve Louis Leterrier'nin de yönettiği bir film olan Danny the Dog’a müzik
yapmakla geçirdi. Başrolünde Jet Li'nin yer aldığı filmde diğer
oyuncular arasında Morgan Freeman ve Bob Hoskins yer alıyor. Filmde Jet
Li, hayatı boyunca hiçbir eğitim almamış bir köleyi canlandırıyor, hem
de boynunda tasması olan gayet klişe bir köleyi. Hoskins tarafından bir
dövüşçü olarak kullanılan Jet Li günün birinde kör bir piyanist olan
Morgan Freeman’la tanılıyor ve Freeman ona müzik yoluyla insan olmak
konusuyla ilgili kimsenin bilmediği sırlar veriyor. İşte Freeman’ın
Li’yi eğitirken kullandığı müzikler 3D?nin elinden çıkma. Massive
Attack film için tam 21 parça yapmış ve bu müzikler film boyunca
kronolojik olarak duyuluyor. Büyük bir Massive Attack hayranı olan Luc
Besson, en başından beri filmin müziği için 3D’yi düşünüyormuş ve
bizzat onunla temasa geçerek ikna etmiş. Film Amerika’da 11 Ekim’de
vizyona girmişti Artık tek başına, ilk kez "Dany The Dog" (soundtrack) albümünü kendi
başına hazırlamıştır... Grubun has kurucusu; müzik hayatına DJ'likle
başlamıştır. Özellikle Massive Attack adı altında birçok şarkıya vokal
olmuş, iyi bir gitaristtir. Aynı zamanda kompozitör olan 3D, gerçek bir
grafiti sanatçısıdır. Grafiti yüzünden tuttuklanmış bu nedenle de
grafitiyi bırakmıştır. 3D, 2003'de internet üzerinden çocuk pornosuna
bulaştığı iddiası ile tutuklanmış, kredi kartları ve bilgisayarının
incelenmesi sonuncuda Naja'nın kartlarının başka bir bilgisayar
üzerinden kullanıldı anlaşılıp, Naja'nın bundan haberdar olmadığı
ortaya çıktımıştır. Olaydan 6 saat sonra serbest bırakıldımıştır. Jameika’lı DJ, vokalist, kompozitör, danscı Baba olduktan sonra gruptan ayrıldığı söylenmekte... DJ, Tonmaister... 1999 Eylül ayında gruptan ayrıldığı açıklandı. Her ne kadar Massive Attack'ten ayrılmış olsa da grubun asil kurucularındandır ve halen gurupla ortak çalışmalar yapmaktadır.

Ayrıntılı Geçmiş [değiştir]
Grup Üyeleri [değiştir]
3D (Robert del Naja) [değiştir]
Gruptan Ayrılanlar [değiştir]
Birkaç Hit Şarkısı [değiştir]
Albümleri [değiştir]
Massive Attack Albümleri'nin Tanıtımı [değiştir]
Single & EP [değiştir]
Geniş Bilgi [değiştir]




